Evden ayrılmayı tasarlayan kadın, ziynet eşyalarını yanında götürdüğü kabul edilir.

Evden ayrılmayı tasarlayan kadın, ziynet eşyalarını yanında götürdüğü kabul edilir.

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas No:2014/14307 Karar No:2014/25465 K. Tarihi:

Evden ayrılmayı tasarlayan kadının ziynet eşyalarını önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkündür.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile ziynetlerin reddedilen kısmı yönünden; davalı (koca) tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı (kadın)’ın tüm, davalı (koca)’nın ise aşağdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, “davacı kadının eşinin ve ailesinin hakaretlerine maruz kaldığının tanık beyanları ile anlaşıldığı” gerekçesiyle davacı (kadın) lehine manevi tazminata hükmolunmuş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı (koca)’nın ve ailesinin kadına yönelik hakaretlerde bulunduğuna dair bir tanık beyanı olmadığı gibi, davalıdan kaynaklanan, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek başkaca maddi bir olayın varlığı da ispatlanamamıştır. Bu nedenle, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları oluşmadığı halde; davacı (kadın)’ın manevi tazminat isteminin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir
3-Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.m. 6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin isbat yükü altında bulunduğunun tesbiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir.
Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, isbat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer.(Prof.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1968 sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970 sh.464; Prof.Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, 1967 sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1957 sh.248-249; Prof.Saim Üstündağ, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1973 sh.378; H.G.K.nun 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.1974 gün ve 1972/84 sayılı kararları). İleri sürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir. (Prof.Saim Üstündağ, age. 1973 sh.397).
Davacı (kadın) ziynet eşyasının bozdurularak ev alındığını ve davalı (koca)da kaldığını ileri sürmüş, davalı (koca) ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalının zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkündür.
Davacı (kadın) dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, isbat yükü altındadır. Davacı (kadın) tanığı Z., davacı kızının, ziynetlerin kayınpederi tarafından ev almak için bozdurulduğunu kendisine anlattığını beyan etmiş olup, taraflardan aktarılan olaylar gerçekleşmiş gibi kabul edilemez. Olayda kadın, dava konusu ziynet eşyasının, ev satın alınmak için elinden alındığını ve iade edilmediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatıran davalıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11.12.2014 (Prş.)

 

Yazar hakkında

Avukat Fırat ARAS administrator

1982 yılında Adana'da doğmuştur. 2005 yılından beri hukuk sektöründe çeşitli mahkemelerde görev yapmış, 2015 yılından itibaren İstanbul Barosunda serbest avukatlık yapmaya başlamıştır. Hukuk eiğtiminin yanı sıra İşletme ve iktisat dallarında lisans eğitimi almıştır.

Bir cevap yazın