İş Sözleşmesinin Feshinde Hak Düşürü Sürenin Uygulaması

İş Sözleşmesinin Feshinde Hak Düşürü Sürenin Uygulaması

ÖZET : işçinin mesai arkadaşı ile duygusal yakınlaşması ve taciz iddiasına dayalı iş sözleşmesinin ,“hak düşürücü süre- altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl ” içinde feshedilip feshedilmediği sorununun çözümünde ilkeler…
1.) altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde- Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri-, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen “Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır.

2.) 4857 Sayılı Kanun’un 26. maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. ..Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
3.) İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
4.) Haklı fesih sebebinin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar.
5.) İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde Kanun’un 24/III-e maddesinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir.
6.) Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.

T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2017/5668
K. 2017/3753
T. 27.2.2017
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı işçi davalı işveren nezdinde 01.08.2010 tarihinde pratisyen hekim olarak çalışmaya başladığını davalı yanca iş akdinin haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla mesai, prim ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş akdinin haklı sebeple süresinde feshedildiğini, ücret ödemesinin çalışma saat ücreti ve tuttuğu nöbet saat ücreti üzerinden ödendiğini, prim ve fazla çalışma ile diğer alacaklarının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş akdinin mesai arkadaşı ile duygusal yakınlaşması ve taciz iddiasının öğrenilmesinden çok zaman sonra feshedildiği, altı günlük hak düşürücü süreden sonra bu olaya dayanılmasının haklı fesih sebebi olarak nitelendirilemeyeceği ve davacının haftada altı gün 08:00-17:00 arası bir saat dinlenme ile kırksekiz saat çalıştığı ve haftalık üç saat fazla çalışma yaptığı, Ekim 2011 ayı prim alacağının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 Sayılı Kanun’un 26. maddesinde, fesih sebebnin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe neden olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
4857 Sayılı Kanun’da, işçinin maddî çıkar sağlamış olması halinde bir yıllık sürenin işlemeyeceği öngörülmüştür. O halde, haklı feshe neden olan olayda işçinin maddî bir menfaati olmuşsa, altı işgününe riayet etmek koşuluyla olayın üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin işverenin haklı fesih imkânı vardır.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe neden olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı işgünlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Haklı fesih sebebinin devamlı olması durumunda hak düşürücü süre işlemez Yine işyerinde işi yavaşlatma ve üretimi düşürme eyleminin süreklilik göstermesi durumunda, altı iş günlük süre eylemin bittiği tarihten başlar.
İşçinin ücretinin ödenmemesi temadi eden bir durum olmakla birlikte fesih hakkı ödemenin yapıldığı ana kadar kullanılabilir. Aksi halde Kanun’un 24/III-e maddesinde öngörülen neden ortadan kalkmış olur. Fesih iradesinin altı iş günü içinde açıklanması yeterli olup, bu süre içinde tebligatın muhatabına ulaşmış olması şart değildir.
4857 Sayılı Kanun’un 26. maddesinde öngörülen altı iş günlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkânını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hâkim resen dikkate almak zorundadır.
Bu maddede belirtilen süreler geçtikten sonra bildirimsiz fesih hakkını kullanan taraf, haksız olarak sözleşmeyi bozmuş sayılacağından ihbar tazminatı ile şartları oluşmuşsa kıdem tazminatından sorumlu olur.
Yukarıda değinilen altı iş günlük ve bir yıllık hak düşürücü süreler, işçi açısından 24/II madde, işveren açısından ise 25/II maddede belirtilen sebeplere dayanan fesihler yönünden aranmalıdır. Bu itibarla, geçerli nedene dayanan fesih durumlarında, 26. maddede öngörülen hak düşürücü süreler işlemez.
Somut olayda, davalı işyerinde fesih yetkisi işten çıkarma komisyonunda olup, davacının 12.11.2011 günü yazılı dilekçe verdiği ve dilekçesinde….adındaki doktor ile duygusal yakınlaşmasının olduğunu, daha sonra doktorun kendisini taciz ettiğini belirterek olayı Temmuz ayında öğretim üyesi ….’e anlattığını, görev yerininin … Koroner Yoğun Bakım olarak değiştirildiğini, ancak idarenin kendisiyle konuşmasını beklediği halde konuşma yapılmadığını beyanla gerekenin yapılmasını talep ettiği ve davacının dilekçe yazmadan önce izinsiz cep telefonuna kayıt yaparak Hastane yönetimi ile görüşmesini kayda aldığı, yine … isimli doktorla buluşup onunda sesini kayda alarak itirafa zorladığı, ardından Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğu bilirkişi kayıt çözümlerinden tespit edilmiştir. Tanık beyanlarından davacının evli ve çocuklu doktor ile acil nöbet odasında öpüştükleri ardından doktorun davacı ile gayri ahlaki duygusal yakınlaşması ve mesai saatleri içerisinde işyeri ortamında gerçekleşen Cumhuriyet Savcılığına intikal eden davranışlar sebebiyle her iki doktorun da iş akdinin feshedildiği ve davacının 12.11.2011 günü verdiği dilekçe üzerine aynı gün işten çıkartma komisyonunun toplanarak feshe karar verdiği, fesih kararının davacı işçiye 15.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakla, işverenin fesih hakkını 4857 Sayılı Kanun’un 26. maddesindeki altı iş günü olan hak düşürücü süre geçmeden kullandığı, bu sebeple haklı feshin süresinde yapıldığı kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatının reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-) Davacıyla yapılan İs sözleşmesinin 9. maddesinde personele aylık çalışma saati kadar belirlenen saat ücreti kadar ödeme yapılacağı, ödemenin kişi adına açılan banka hesabına her ayın ilk on günü içinde ödeneceği, ödemeye itiraz edilmediği takdirde personelin bordroda yazılı olanın üstünde mesai yaptığı iddiasıyla, yatırılan ücretin eksik olduğu iddiasında bulunamayacağının düzenlendiği, aynı konuda davacıdan muvafakatname alındığı, davacının saat ücretinin gündüz 10.55 TL olduğu nöbet saat ücretinin ise 25.00 TL olduğu, çalışılan ay için ayrıntılı çalışma ve nöbet listeleriyle puantaj oluşturulup ücretin davacıya banka kanalıyla ödendiği ve davacının ödemelere herhangi bir itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığı, nöbet ücretinin normal saat ücretinin ikibuçuk katı olduğu hesaplamaların iş sözleşmesine uygun olduğu tespit edilmiştir. Davacının fazla mesai talebinin bu sebeple reddi gerekir.
4-)Davacı ödenmeyen prim alacağı talebinde bulunmuş ve mahkemece talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili prim ödemesinin acil nöbeti tutan ve yüzyirmi saatten fazla çalışması bulunan doktorlara ödendiğini beyan etmiş ve işyeri kayıtlarını sunmuştur. Davacının da kabulünde olduğu gibi davacı Ağustos ayında Kardiyovasküler Cerrahi bölümünde görevlendirilmiştir. Eylül Ayında nöbet saati yüzyirmi saati aşmış Ekim ayında ise yüzonaltı saatte kalmıştır. Sadece acil çalışması karşılığında ödenen prime hak kazanamamıştır. Prim alacağının reddi gerekir.
5-)Davalı harçtan muaf olduğu halde harç yükletilmesi de hatalıdır.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

4857 sayılı İŞ KANUNU-ilgili maddeler
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 24.- Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
— II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.

İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 25.- Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
— II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması.
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması (Değişik ibare: 6331 – 20.6.2012 / m.32/b / Yürürlük / m.38/c) “, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması” .
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Derhal fesih hakkını kullanma süresi
MADDE 26.- 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.

 

Yazar hakkında

Avukat Fırat ARAS administrator

1982 yılında Adana'da doğmuştur. 2005 yılından beri hukuk sektöründe çeşitli mahkemelerde görev yapmış, 2015 yılından itibaren İstanbul Barosunda serbest avukatlık yapmaya başlamıştır. Hukuk eiğtiminin yanı sıra İşletme ve iktisat dallarında lisans eğitimi almıştır.

Bir cevap yazın