Nafakanın Ödenmemesi Halinde Tazyik Hapsi

Nafakanın Ödenmemesi Halinde Tazyik Hapsi

Nafakanın Ödenmemesinin Yaptırımı Nedir?

Mahkemenin eşlerden biri lehine ödenmesine karar verilen nafakanın ödenmemesi İcra İflas Kanununda düzenlenen Nafaka Ödememe Suçunu oluşturur. Nafakanın ödenmemesi üzerine nafaka alacaklısının İcra Ceza Mahkemesine şikayeti üzerine nafaka borçlusu hakkında 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapis cezası uygulanmaya başlandıktan sonra nafaka borcunun ödenmesi halinde nafaka borçlusu tahliye edilir. Nafaka borçlusunun, nafaka alacağının azaltılması veya arttırılması gibi bir davası devam ediyorsa, hapis cezasının uygulanmasını hakim bu davaların sonuna bırakma kararı verebilir.

Cezadan söz edebilmek için hükmedilen nafakanın icraya konduktan sonra tebliğinin nafaka borçlusunun vekiline değil, nafaka borçlusunun kendisine yapılması aranır. Ayrıca cezanın söz konusu olabilmesi için üç aylık şikayet süresi göz ardı edilmemelidir. Nafaka şikâyetinde bulunabilmek için öngörülen yasal sürenin geçmesinin ardından ödenmeyen nafaka birikmiş nafaka alacağı sayılır ve icra ceza mahkemesinde ceza davası konusu edilmez.
Nafaka Ödemeleri Nasıl Yapılmalıdır?

Nafaka borçlusu aleyhine hükmedilen nafakayı kendisine yapılan bir icra takibi var ve şahsı bu takipten haberdar ise icra dosyası kapsamında ilgili icra müdürlüğünün hesabına, icra takibi yapılmamış veyahut yapılmış ancak haberi yoksa nafaka alacaklısının hesabına ödeyerek bu borcunu ifa edebilir.

Bu noktada uygulamada sıklıkla karşılaşılan durum nafaka borçlusunun nafakayı, nafaka alacaklısına başka bir şekilde ifa etmesinden kaynaklanan sorunlardır. Örneğin, iştirak nafakası ödemekle mükellef bir baba ödemesi gereken tutardaki nafaka ile çocuğunun dershane taksitini ödedi ise borcundan kurtulur mu? Ya da eski eşine yoksulluk nafakası ödemek durumunda kalan eski eş, nafaka yerine eski eşinin kredi borcunu aylık düzenli olarak ödüyorsa kendisi aleyhine hukuksal işlem başlatılabilir mi?

Yargıtay içtihadını değiştirmeden önce bu denli yapılan ödemelerin yanı sıra nafaka alacaklısının banka hesabına açıklama yapılmaksızın yapılan ödemeler dahi borçluyu borcundan kurtaran ödemeler olarak sayılmıyordu. Yargıtay’ın bu görüşü nedeni ile de yerel mahkemeler, nafaka borçlusu aylık nafakasını düzenli bir şekilde yatırmış olsa dahi nafaka ödemesi olduğuna dair bir açıklama bulunmadan ödemeleri geçerli saymıyor ve ikinci kez tahsilat gündeme geliyordu.

Hakkaniyete aykırı olan bu durum Yargıtay’ın içtihat değişikliğine gitmesi ile sona erdi.

‘’… Genel haciz yolu ile başlatılan takipte borçlu bir takım ödemelerde bulunduğunu belirterek takibe itiraz etmiştir. İtirazın kaldırılması aşamasında mahkemece Dairemizin önceki içtihatları doğrultusunda inceleme yaptırılarak, ödeme belgelerinde “nafakaya ilişkindir” kaydını taşımayanlar nazara alınmayacak yazılı şekilde sonucu görülmektedir. Ancak Dairemizce oluşturulan yeni içtihat gereğince borçlunun somut olayda, gözlendiği gibi birbirini takip eden tarihlerde, tüm nafaka borçlarını kapsamasa dahi birtakım ödemeler yaptığı ve yaptığı bu ödemelerin nafaka borcuna ilişkin olduğuna dair bir açıklama olmasa bile, ödenen miktar nispetinde nafaka borcundan kurtulacağına kabulü gerekmektedir. Zira işleyen nafaka borcu bulunan bir borçlunun yaptığı ödemelerin bu borç dışında, ahlaki bir ödeme olduğunu kabul etmek hak kaybına neden olmaktadır. Kaldı ki zorunlu olsa dahi, nafaka borcu da nitelik itibarıyla temelde ahlaki bir ödemedir. Açıklanan nedenlerle Dairemizce içtihat değişikliğine gidilmiş ve az yukarıda belirlenen ilkeler kabul edilmiştir…’’ Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2009/22641 E. 2010/3781 K. 19.02.2010 T. Kararı

Yargıtay’ın bu kararı ile artık nafaka borçlusunun yapmış olduğu nafakaya mahsuben ödemeler de nafaka borcunu ifa ettiği sonucun doğuracaktır.

AYLIK NAFAKANIN ÖDENMEMESİ- ŞİKAYET – CEZA DAVASI

 İcra İflas Kanunu 344. maddesi:

“(Değişik madde: 18/02/1965 – 538/136 md.;Değişik madde: 31/05/2005-5358 S.K./15.mad)

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.
Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.
“ denmektedir.

Aylık nafakanın ödenememesi şikayete tabi olup, borçlu sanık hakkında İ.İ.K. 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapis cezası verilebilir. Tazyik hapis cezası, 5271 Sayılı CMK 223. maddesinde belirtilen türde mahkumiyet hükmü niteliği taşımamakta , CMK 2. maddesinde belirtilen “disiplin hapis cezası” kavramı içinde olup, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis türüdür.

 

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2006/16-304 E.-2006/273 K. 05.12.2006 tarihli kararına göre bu şikayetin oluşabilmesi gereken koşullar şöyledir:

 

1-Nafaka hakkında verilmiş bir karar olmalı:

İlgili maddenin önceki hali sadece ilamda yazılı nafakanın ödenmemesini kapsarken, değişiklik yapılarak ara kararlar da şikayete tabi tutulmuş ve en son 5358 Sayılı Kanun ile yukarıdaki son halini almıştır. Bu son haline göre söz konusu karar “nafaka ilamı” ya da “nafakaya ilişkin ara karar” da olabilir. Nafaka alacağı nitelik olarak “öncelikli alacak” olup, amaç nafaka yükümlüsü tarafından düzenli ödenmesini sağlamaktır. O yüzden ara kararda belirlenen nafakanın da bu kapsamda olması isabetlidir.

2- Aylık nafakanın tahsiline ilişkin başlatılan icra takibi kesinleşmiş olmalı:

İcra takibi kesinleşmeden yapılan şikayetler reddedilmektedir. O yüzden tebligat yapılmalı ve takip kesinleşmelidir. Çünkü şikayete konu aylık nafakanın süre hesabında dikkate alınmaktadır.

3- İcra emrinin tebliğ tarihinden şikayet tarihine kadar en az 1 ay süre işlemiş olmalı:

Eğer icra takibinin başında şikayet yoluna gidilecekse, tebliğ tarihinden itibaren en az bir aylık süre geçmeli ki aylık nafakanın ödenmemesi söz konusu olabilsin. Yine bu 1 aylık sürenin geçmiş olmasına dikkat edimezse şikayet reddedilir. Takibin kesinleşmesinden çok sonraki aya ilişkin şikayette bulunulacaksa suç tarihinin, yani şikayete konu aylık nafakanın tarihinin yazılmasında fayda var. Çünkü mahkeme tebliğ tarihinden itibaren işleyen ilk nafakayı şikayete konu kabul edip, bu tarihten sonra dosyada işlem yapıldığından bahisle suçtan haberdar olunduğunu ve 3 aylık şikayet süresinin geçtiğini gerekçe göstererek şikayeti reddedebilir ve siz de uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Yasaya uygun uygulama ise şikayet tarihinden geriye dönük 3 ay içerisindeki aya ilişkin nafakanın ödenmemesi hakkında başvurunun yapıldığının kabulü yönündedir. Dediğim gibi işi sağlama alıp suç tarihini dilekçeye yazmakta fayda var.

4- Ödenmeyen aylık nafakaya ilişkin şikayet en çok 3 ay içinde yapımalıdır:

Bu süre hak düşürücü süredir. Şikayet etmek istediğiniz aylık nafaka üzerinden 3 ay geçtiği takdirde şikayet hakkınız düşecek olup, bu hususu Mahkeme re’sen dikkate alır.

5- Birikmiş nafakalar için bu şikayet yoluna başvurulamaz:

Aylık nafaka alacağı, kamu alacağı gibi, “öncelikli alacak” niteliğindedir. Yani nafaka alacaklısı önceden başkası tarafından haciz konulmuş mala haciz isterse, 1. sıradan iştirak eder. Fakat dikkat edilmesi gereken husus, bu durumun sadece “aylık nafaka alacağı” için söz konusu olmasıdır. Çünkü birikmiş nafaka “adi alacağa” dönüşür. Mesela hem birikmiş hem devam eden aylara ilişkin nafakanın tahsiline yönelik başlatılan icra dosyası ile haciz mala iştirak edildiğinde, aylık nafaka 1. sıraya, birikmiş nafaka ise son sıraya geçer. Fakat birikmiş nafaka her ne kadar adi alacağa dönüşse de, üzerine haciz konulamaz. Gerekçesi ise, nafakanın, mahkemece kişinin yaşamasını sürdürebilmesi için öncelikle ve zaruri olarak hükmedilen bir para olması, bu yönü itibariyle bir an önce tahsili gerektiğinden ara kararla dahi icra takibi başlatılabilir. Birikmiş nafakanın adi alacağa dönüşmesi, onun, kişinin yaşamanı sürdürebilmesi için öncelikli ve zaruri bir para olduğu hususunu değiştirmez. (Yargıtay 12. H.D. 2002/14311 E.-2002/15013 K.-09.07.2002 T.)

 

DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

 

 İCRA CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE


ŞİKAYETÇİ
: – (T.C. No:…..)

Adres…….

SANIK :
– (T.C. No:…….)

Adres…………

SUÇ : Nafakanın ödenmesine ilişkin mahkeme kararına uymayan borçlunun cezalandırılması istemidir.


SUÇ TARİHİ :
04/02/2017


OLAYLAR :
1- Bakırköy .. Aile Mahkemesi’ nin 2016/… E. Sayılı 11/04/2016 tarihli 2016/… kararı uyarınca borçlunun müvekkilime dava tarihinden itibaren aylık 200 TL tedbir nafakası, kararın kesinleşmesinden itibaren de aylık toplam 300 TL yoksulluk nafakası ödenmesine ilişkin karar verilmiştir ve kesinleşmiştir.

2- Müvekkilime nafaka borcunu vadesinde ödemeyen borçlu sanık hakkında son hali ile Bakırköy .. İcra Müd. 2018/… E. Sayılı dosyası üzerinden birikmiş nafaka borcu ile birlikte DEVAM EDEN AYLARA İLİŞKİN NAFAKA BORCUNUN tahsiline ilişkin icra takibi başlatılmıştır. İcra emri borçluya 03/06/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve takip kesinleşmiştir.

3- Borçlu ilamda yazan ödeme koşullarına uymamış , bu zamana düzensiz birkaç kısmi ödeme yapmıştır.

4- Borçlu sanık tarafından nafakanın kaldırılmasına ya da indirilmesine yönelik açılmış bir dava bulunmamaktadır.

5- 2018 yılının Şubat ayı nafakasının ödenmemesi nedeniyle 3 aylık yasal süresi içinde mahkeme kararının gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle borçlunun tazyik hapis cezasıyla cezalandırılması için şikayette bulunmaktayız.


DELİLLER :
Bakırköy .. Aile Mahkemesi’ nin 2016/… E. Sayılı 11/04/2016 tarihli 2016/… Kararı , Bakırköy 11. İcra Müd. 2017/ E. Sayılı dosyası ve sair deliller…

 

HUKUKİ SEBEP :İ.İ.K. 344 ve ilgili mevzuat…


NETİCE VE TALEP:
Yukarıda açıkladığımız nedenlerden ötürü suçu sabit olan sanığın cezalandırılmasını , yargılama giderlerinin sanığa yükletilmesini saygıyla arz ve talep ederim.01.01.2017

 

ŞİKAYETÇİ

 

 

 

Yazar hakkında

Avukat Fırat ARAS administrator

1982 yılında Adana'da doğmuştur. 2005 yılından beri hukuk sektöründe çeşitli mahkemelerde görev yapmış, 2015 yılından itibaren İstanbul Barosunda serbest avukatlık yapmaya başlamıştır. Hukuk eiğtiminin yanı sıra İşletme ve iktisat dallarında lisans eğitimi almıştır.

Bir cevap yazın